|
![]() |
WooHoo! The CUP@ İstanbul! |
| Ece Baban - 15.01.2012 |
![]() |
|
26 – 27 Ocak tarihlerinde İstanbul’a bir arada zor görebileceğiniz en büyük düşünürler geliyor. T.C. Cumhurbaşkanlığı ve Slovenya Cumhurbaşkanlığı himayesinde Marketing TR – Marketing Management Institute organizasyonu ile gerçekleştirilecek olan The CUP 2012 aynı zamanda reklam yaratıcılığında en iyilerin en iyisini belirleyecek. Açılımı Intercontinental Advertising Cup, Türkçe meali ise “Kıtalararası Reklmacılık Kupası” olan bu büyük organizasyon 26 – 27 Ocak 2012’de the Ritz Carlton’da gerçekleştiriliyor. İstanbul küresel reklamcılığın yıldızlarına ev sahipliği yapacak ve 2011 yılının en yaratıcı reklamları İstanbul’da dünyanın en parlak reklamcıları tarafından 22 – 25 Ocak arasında gerçekleştirilecek oylama sonucunda belirlenecek. Tabii atlamadan söylenmesi gereken en önemli şeylerden biri dört bölgesel reklam festivali olan “Golden Drum”, “Adfest”, “FIAP” ve “ADC*E”nin 2011 yılı kazananlarının otomatik olarak The CUP 2012’ye aday olacağı. Böyle büyük bir organizasyona başvurular da oldukça fazla. Başvuru sayısı 30binin üzerinde oluyor ancak bu sayının 400’e yakını The CUP jürisi tarafından değerlendiriliyor ve sadece bir ajans “The Grand CUP” ödülüne layık görülüyor. Gümüş Kupa için ise 38 ajans şansını arıyor. Tabii ki bu durumda akla gelen sorulardan biri de The CUP’ın efsane jürisinde kimler var? İşte size dev kadro! BBDO Guerrero & Proximity Philippines’den David Guerrero, Grey İspanya Yaratıcı Grup Başkanı Antonio Montero, Berlin School of Creative Leadership’in Başkanı Michael Conrad, McCann Erickson Orta ve Doğu Avrupa Bölgesel Yaratıcı Yönetmeni Adrian Botan, Leo Burnett / İstanbul CEO’su Ahmet Akın, Lowe Latin Amerika’nın Yaratıcı Koordinatörü Jose Miguel Sokoloff, Merlicek & Bergmann reklam ajansının kurucusu Mariusz Jan Demner, Publicis Group Slovenya’nın Baş Yaratıcı Yönetmeni ve Kurucu Ortağı Mitja Petroviç, GROUND’un CEO’su ve Yaratıcı Yönetmeni Satoshi Takamatsu, ADC*E Kurucu üyesi Johannes Newrkla , ADC*E Başkanı Franco Moretti, Alma DDB Miami Başkanı Luis Miguel Messianu. The CUP aynı zamanda gençler ve film yapımcılarına da seslerini duyurma fırsatı sunuyor. The Young Cup ile 18 – 29 yaş arasındaki dünya üzerindeki tüm gençlere açık olan bu yarışma kaçırılmaz bir fırsat. Yerel olarak sadece Türk gençlerine açık olan ayrı bir kategori de düzenleniyor. The Young Cup’ın “Kendi Başlığını Kendin Yarat” sloganı ile düzenlediği yarışmasında Türk gençlerinden Facebook’ta yaratıcı bir dille The Cup’tan bahsetmeleri isteniyor. Facebook kullanıcıları, Marketing Türkiye, Youth Republic, Digital Youth dörtlüsünden oluşan jüri The CUP’a ücretsiz girecek 50 genci belirliyor. Dünya gençlerine yönelik diğer iki kategori ise, “Turkish Touch On Your Skin” ve “İstanbul Poster Yarışması”. Gelelim film yapımcılarına; The CUP bu sene aynı zamanda Commercial Film Producers of Europe (CFP) yani Avrupalı Film Yapımcılar Birliği’ne de ev sahipliği yapıyor. Çekoslavakya’dan İsveç’e birçok ülkenin film yapımcı birlikleri İstanbul’da tek çatı altında toplanıyor. Beyler & Bayanlar, çok daha fazlası için “http://theyoungcup.com” , “https://www.facebook.com/YoungCup”, “http://twitter.com/theyoungcup” linklerini tıklayadurun! |
| Anahtar Kelimeler :
|
| Tweet |
Yorum Yap |
Gönder |
Yazdır |
Paylaş |
Tüketiciye Dokunmak |
| Ece Baban - 04.01.2012 |
![]() |
|
Rekabetin zaman, mekan, sınır tanımadığı günümüzde, tüketiciye ulaşmak için yaratıcılıkta da sınır tanınmıyor. Artık tüketicinin dikkatini çekmek ve kendi farkını yaratmak için markalar stratejilerini tüketiciye dokunmak üzerine kuruyorlar. Özellikle sosyal medyada bu stratejiyi izleyen markalar, sanal dünya dışında da tüketiciye dokunmanın değişik yollarını bulmuş durumda. Daha çok gerilla taktiklerinde karşımıza çıkan bu özelliği "ING Bank" yakın zamanda oldukça çarpıcı bir biçimde hayata geçirdi.
ING Bank`ın alışılmışın dışındaki stratejisi ING Günlük Paket hizmetinin tanıtımı için hazırlanmış. Metro çıkışında reklam panolarına yapıştırılan 5 bin TL`yi halka dağıtan ING Bank, hem hedef kitlesine bire bir ulaştı hem de Günlük Paket hizmetine dikkat çekmeyi başardı. Tabii ki ürünü günlük hayatın içine konumlandırmanın ve bunun için de Kanyon AVM metro çıkışını seçmenin başarıyı arttıran önemli faktörler arasında olduğunu söylemeden geçmek olmaz. Bu ve benzeri uygulamaları viral çalışmalarla destekleyen ve sınırlı bir dokunuşu sınırsız bir paylaşıma adapte eden ING Bank`ı bu pazarlama stratejisinden dolayı tebrik etmemek elde değil. Umarız bu gibi yaratıcı uygulamaları daha sık görme şansımız olur.
|
| Anahtar Kelimeler :
|
| Tweet |
Yorum Yap |
Gönder |
Yazdır |
Paylaş |
Public Relations ve Hilal Cebeci Muamması |
| Ece Baban - 27.07.2011 |
![]() |
|
Eğitim Şart! Geçmişi anlam karmaşası ile dolu olan kavramlar dizisinin incilerinden “Public Relations” – “Halkla İlişkiler” kavramı ile ilgili çarpıcı tanımlamalar günümüzde Hilal Cebeci’nin çıplak fotoğraflarını yayınlaması, poposunu tüm sosyal medya ile paylaşması ve kendisinin bu “aktivite!”yi “Halkla İlişkiler” olarak adlandırması ile bambaşka bir boyuta taşındı. Tabii ki bu talihsiz açıklama bizim gibi işin akademik boyutunda olanları, özellikle beni, oldukça rahatsız etti. Ben de asistanlığını yaptığım, bu alanda duayen olan hocalarımın affına sığınarak, “Halkla İlişkiler”i biraz da olsa tanımlama çabası içine girdim. Tabii ki burada yapacağım kısacık tanımlama bu kavramı tüm detayları ile anlatmaya yetmeyecektir. Ancak kavram ile ilgili ufak da olsa bir fikir oluşturabileceğimi umut ediyorum. Yıllarca halkla ilişkiler kavramına hak ettiği değeri vermeyenlerle, onu sadece bir “organizasyon” olarak konumlandıranlarla karşılaştım; mankenlerin, güzel bacaklı, güler yüzlü kadınların halkla ilişkilerci olabileceğini düşünenlerle de tabii, ama teşhirciliğin halkla ilişkiler olarak tanımlanabileceği hiç aklıma gelmemişti doğrusu. Halkla ilişkiler en basit hali ile kurum ve kuruluş arasında köprü vazifesi gören, iki yönlü, planlı, stratejik bir iletişim yönetimidir. Halkla ilişkiler sadece bir organizasyon düzenlemek, masa süslemek, insanları güler yüzle karşılamak, onları etkileme sanatı değil, Aristo’nun Retorik kitabından başlayarak içinde erdem, fazilet ve akıl barındıran, iletişim disiplinleri içinde, etkinlik yönetimi, algı yönetimi, itibar yönetimi, lobicilik, sponsorluk, gerilla iletişim taktikleri gibi birçok kavramı da besleyerek geleceğe ışık tutan çok yönlü ve iknaya dayalı bir iletişim yönetimidir. Halkla ilişkilerin sınırlarını diğer disiplinler ile ilişkisi, kurumun kendisini tanımlaması, kurumsal kimlik, hedef kitlenin kurumu algılayış biçimi, imaj, kurumsal itibar, kriz iletişimi gibi konular belirler. Özellikle günümüzde dünya önlenemez bir hızla değişirken, akımların etkisi ile ülkeler ve yönetim anlayışları yeniden şekillenirken, halkla ilişkilerin uluslararası ilişkilerdeki önemi de yandsınamaz durumdadır. Siyasi liderler siyasal iletişim kampanyalarında halkla ilişkiler ile filizlenirler, ülkeler arasında yaşanan krizlerin yönetiminde karar mekanizmasında halkla ilişkiler birimi de yer alır, ülkelerin mimarilerinden, Vikingler’in savaşlarında kendilerine seçtikleri görsellere kadar halkla ilişkiler çalışmalarından söz etmek mümkündür. Bu önemli kavramın temelinde temelinde güvenilirlik, doğruluk, süreklilik, şeffaflık, inandırıcılık gibi ilkeler yer alır. Ancak Hilal Cebeci tarafından – tabii bu kavramlardan haberdarsa – bu ilkeler yanlış algılanmış olacak ki, şeffaflığı çıplaklık, sürekliliği ise kendini yinelemek olarak değerlendirmiş ve kendisinin halkla ilişkiler yaptığı kanısına varmıştır. Halkla ilişkiler açılan bir bacak, geçirilen sinir krizleri, kendi kendini çekmeye çalışırken bükülen boyun ve Marilyn Monroe dudak pozu ile “Twitter”da takipçi sayısının arttırılması anlamına gelmemektedir. Tarihsel gelişim süreci içerisinde de zararsız hilekar P.T. Barnum dahil olmak üzere böyle bir halkla ilişkiler çalışması mevcut değildir. Bu şekilde yapılan tanımlama, halkla ilişkiler gibi siyasal iletişimden pazarlamaya, sponsorluktan etkinlik yönetimine kadar birçok alanda ikna amacı taşıyan planlı ve stratejik bir iletişim yönetimi oluşturma çabasını teşhircilik üzerinde temellendirmekte ve bir de haber değeri taşıdığını iddia ederek kendini önemli adletmenin traji-komik bir yansıması haline gelmektedir. Ivy Lee halkla ilişkilerin yönetime yakın bir yere konumlanması gerektiğini söylerken, Edward Bernays akıl dolu yaklaşımları ile iki yönlü asimetrik modeli geliştirip “Father of Public Relations” olarak anılırken, Hilal Cebeci’nin de bu alanda “halkla ilişki kurma” methodunu Public Relations olarak adlandırması abesle iştigaldir. |
| Anahtar Kelimeler :
|
| Tweet |
Yorum Yap |
Gönder |
Yazdır |
Paylaş |
| İlk Sayfa | Önceki | Sonraki | Son Sayfa |
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||























































