Yaşamımızın pek çok alanında izlerini ve iz düşümlerini deneyimlediğimiz sanatçıların yaşantıları aslında yarattıkları o eşsiz eserlerin ayrılmaz bir parçası değil midir? Sanatçıların sevgi, aşk, kin, üzüntü, hırs ve korkularını kimi zaman bir heykelin kıvrımlarında, kimi zaman fırçanın ters bir vuruşunda, kimi zaman ise bir portreye yansıttıkları gizemli gülümseme ile hissederiz.
Sanat, mimarlık ve çevre tasarımı üzerine uzmanlaşan Amerikalı gazeteci Elizabeth Lunday`in “Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları” isimli kitabının sayfalarında gezerken, kendinizi yüzyılları kateden sanat tarihi treninde yolculuk yapan meraklı bir öğrenci gibi hissediyorsunuz… Yıllar, akımlar, ülkeler ve hayatlar çevirdiğiniz her sayfada karşınıza farklı renkler ve tatlarda çıkmaya devam ediyor sanki. Herkesin içinde saklı olan o minik sanatçı ruhunu unutmaması gerektiğini hatırlatan gerçek karelerle, yüzyıllara damgasını vurmuş sanatçıların yaşamlarından hiç beklenmedik öyküler sade ve keyifli bir dille satırlara dökülüyor.
Peki kimlerle yolculuk ediyoruz bu trende: Leonardo da Vinci, Michalengelo Buonarotti, Rembrandt Van Rijn, Vincent Van Gogh, Frida Kahlo, Salvador Dali ve Pablo Picasso yolculardan yalnızca birkaçı. Fonda Portekizlerin hüzün içeren melankolik Fado melodisi ile anarken sanatçıları, yüzünüzde sevimli bir gülümsemeyle seyrediyorsunuz yaşananları…
Gelin, birkaç sahneyle Lunday`in penceresinden sanat tarihi yolculuğunun keyfini beraber çıkaralım, ne dersiniz?
Yolculuğa Vinci kasabasından başlayalım. 1452, 15 Nisan`ında dünyaya gelen Leonardo kralların, düklerin en çok aranılan sanatçısı olma yolunda ilerlerken aslında yaşadığı ağır dikkat bozukluğu nedeniyle başladığı pek çok resmi veya heykeli yarım bırakması ile ünlenmiştir. Sanatçının “Sanat eseri asla tamamlanmaz, yalnızca terkedilir” ifadesi de kendiyle tutarlı bir anlama sahip bu açıdan baktığımızda. Geriye dönük bir değerlendirme yapıldığında, Leonardo da Vinci`nin aslında 20`den az tamamlanmış eseri olduğunu ve pek çok eserinin ise yarım bırakılmış veya hasar almış olduğunu görüyoruz. Arşivlerini incelediğimizde, sanatçıdan kalan en fazla sayıda eserin aslında çalışma kağıtları olduğu göze çarpıyor. Lunday kitabında, günümüz Leonardo efsanesinin temelini oluşturan Mona Lisa tablosunun hikayesini yansıtıyor esprili bir dille. Paris Louvre Müzesi`nde her yıl milyonlarca turistin ziyaret ettiği bu başyapıtın hikayesini hiç merak ettiniz mi peki?