|
Tom Ford, kışkırtıcı, seksi, aklını kullanmasını iyi bilen, çok özel bir adam. Vücut hatlarını ortaya koyan daracık siyah takım elbisesi, yakası açık beyaz gömleği, kirli sakallı yüzü ve müstehsi gülümsemesi ile karşısındakini tahrik etmeyi çok iyi biliyor. Geçen yıllarda kendi adını taşıyan Black Orkid parfümünün tanıtımında en seksi modelden daha seksi poz veren Ford, tam bir arzu nesnesi. Öyle bir arzu nesnesi ki peşinden hem erkekleri, hem de kadınları sürükleyebiliyor. Ford`un ne kadar önemsendiğini anlamak için Gucci`den ayrıldığı 1994`te Wall Street Journal`a manşet olduğunu, New York Times`ın ise ekonomi sayfasında bu habere oldukça geniş yer verdiği hatırlatmak gerek.
Şimdi, Yves Saint Laurent`ın ünlü tasarımcısı Tom Ford alışık olduğu sahne ışıklarının altına bu kez yönetmen olarak dönüyor. Ford`un ilk yönetmenlik denemesini gerçekleştirdiği A Single Man gelecvek ay ülkemizde de gösterime giriyor. Durun, hemen bunun Devil Wears Prada ya da September Issue gibi moda ile ilgili bir film olduğunu düşünmeyin.
Ford`un filmi Christopher Isherwood`un aynı isimli kitabından yola çıkıyor ve moda ile tek bağlantısı filmin başrol oyuncuları Colin Firth ve Julianne Moore`un giydikleri kıyafetlerinin hepsinin Ford`un onayından geçmiş olması. Ama yönetmen koltuğundaki Ford, filmin kostümlerini tasarımcı Arianne Phillips`e emanet etmiş. Çünkü o diğer yandan Tom Ford parfümleri, Tom Ford güneş gözlükleri ve yeni YSL koleksiyonu ile de ilgilenmek zorunda.
Isherwood`un kitabını ilk kez neredeyse 25 yıl önce 1980`lerde okuyan Ford, özellikle hikayenin içtenliğinden ve basitliğinden etkilenmiş. Hikaye, 1960`larda 16 yıldır birlikte olduğu hayat arkadaşı Jim`i (Matthew Goode) bir kazada kaybeden gay profesör George`un (Colin Firth) 24 saatini anlatıyor. Bu olaydan çok etkilenen ve gelecekte başına neler geleceğini bilmediği için depresyona giren George (Colin Firth), gördüğü her şeyi son kez görmüş olabileceğini düşünerek her gününü değerlendirmeye başlıyor.
66. Venedik Film Festivali`nde ilk kez gösterildiği eylül ayında eleştirmenleri çok şaşırtan film, en az festivalin bombası Michael Moore`un Capitalizm, A Love Story`si kadar çok konuşuldu. Eleştirmenler, Tom Ford`un yönetmenlik denemesinden oldukça etkilendiklerini söylediler. Yine de Tayvanlı yönetmen Ang Lee`nin başkanlığındaki jüri tüm övgülerine rağmen Ford`a bir ödül vermeyi tercih etmedi.
Filmin hikayesinin Ford`un hayatının ne kadarını içerdiği en büyük merak konusu. Ford, tıpkı kahramanı George gibi 20 yıl gibi uzun bir süredir erkek arkadaşı ile mutlu bir beraberlik yaşıyor. Fransız Vogue Hommes dergisinin editörü sevgilisi Richard Buckey ile davetlerde boy gösteriyor... Hal böyle olunca, A Single Man`i ondan daha iyi anlayıp anlatacak çok az kişi vardır diye düşünmeden edemiyor insan. Bu arada Ford, George`un ne kadarının onu yansıttığı şeklindeki sorulara, “George`un içinde benden önemli parçalar var elbette. Maddi konular gençlik dönemimde benim için çok önemliydi. Hatta kimi zaman yolumu kaybettiğim de oldu. Ama daha sonra ruhsal yanımı dinlemeye başladım,” diye ortalama yanıtlar veriyor.
Peki ya moda? Tom Ford kendini filmlere kaptırıp artık tasarım yapmayacak mı?
Yok böyle bir şey. Yeni koleksiyonunu hazırlamak için çoktan kolları sıvamış bile.
|