|
Son dönemde anne-babaların çocukları ile ilgili belli başlı sıkıntıları olduğunu gözlemliyoruz. Genelde anne-babaların şikayetleri şöyle: Asla laf dinlemiyor, mutlaka kendi istediği olsun istiyor, ona hiç söz geçiremiyoruz, istediğini alana kadar diretiyor, ya biz pes ediyoruz ya da tartışmamız büyük bir kavga ya da cezalandırmayla sonlanıyor. Peki iki binli yılların çocuklarına ne oluyor da bu hale geliyorlar.
Çocuk yetiştirirken anne-babaların sorguladıkları pek çok kavram var. Sınırlar, otorite, özgürlükler… Anne-babalar bir yandan kendi ebeveynlik becerilerini sorgularken bir yandan onları yetiştiren ebeveynlerini, onların kendilerini yetiştirme şekillerini sorgularlar. Pek çoğumuz büyürken eminim kendi çocuklarımız olduğunda annemizin ya da babamızın yaptığı bazı şeyleri asla çocuklarımıza yapmayacağımızı ve onları çok daha iyi, mutlu ve özgür yetiştireceğimizi söylemişizdir kendimize. Anne-babamızın bizi yetiştirme şekillerini bir kitap olarak varsayarsak, çoğumuz aslında anne-babalar olarak o kitabın genişletilmiş yeni basımı olduğumuzu hayretle fark ederiz.
Şimdiki anne-babalar için de çocuk yetiştirirken “doğru yapmak” çok önemli. Yeniçağın eğitimli anne- babaları en doğru şekilde, uzmanların önerilerini kesinlikle es geçmeden, asla hata yapmadan mükemmel çocuğu yetiştirmenin peşindeler. Asla klişe tavsiyeler vermeyi sevmeyen Freud`un zamanında kendisine terapiye giden bir annenin çocuk yetiştirme konusunda tavsiye istemesi üzerine şöyle dediği bilinir: “ Ne isterseniz yapın, nasıl olsa kötü olacak.”
Freud`un bu cümle ile yapmak istediği anneyi suçlamak değildir, anne- babanın bir ideale erişmesinin ne kadar olanaksız olduğudur. Freud`a göre çocuklar anne-babalarının kaçınılmaz yanlışlarını ergenlik döneminde onlara yansıtırlar. Eğer, anne-babaların verdiği eğitim, çocuklar bu döneme geldiklerinde sorgulayabilecekleri ölçüde hatalar içeriyorsa, başarılı olmuş demektir. Günümüzde ana babaların kusursuz olma çabaları eleştirilmeye tahammül edememelerinden mi kaynaklanıyor acaba?
|