Zamansız Tasarımlara Taze Kan : Ece Salıcı

Zamansız Tasarımlara Taze Kan : Ece Salıcı
Yayın Tarihi: 13.12.2011 00:00:00

Ece ile ilk tanıştığımız günü hatırlıyorum. Milano’nun o ufak ama şık barlarından birindeydik, aynı arkadaş ortamında iki yabancıydık ama kendine has bir ışığı vardı, göze çarpıyordu. Mesafe yerini konuşmalara bıraktıkça heyecanlı, moda konuşmaktan keyif alan, hayallerini tutkuyla paylaşan bir kız çıktı karşıma. İşte belkide bu yüzden hiç vakit kaybetmedi, yoğun bir eğitim döneminden sonra hiç nefes almadı ve tutkularını paylaşmak için atölyesine kapandı. Ve sonunda en az onun kadar genç, yeni fikirlerle hayat bulan zamansız tasarımlar yarattı.

Hani dolabımızın demirbaşları vardır, aklımız karıştığında elimizi ilk attığımız, tenimizle buluştuğunda kendimizi güvende ve güzel hissettiğimiz o parçalar. Şimdi Ece, yarattığı yeni koleksiyonu ile o demirbaşların arasına girmeye hazırlanıyor. Tasarladığı her parçanın kendine has bir duruşu bir kimliği var. Biraz maskülen, çoğu zaman minimalist, ince bir dokunuşla Milano kadının Lükse olan tutkusunu da yansıtan ve daima moda olacak parçalar. Eğer stilinizde gerçek anlamda “kaliteli bir farklılık” yaratmak isterseniz. Ece Salıcı’nın tasarımlarına mutlaka göz atmalısınız.

Ama önce onu biraz daha yakından tanıyalım.

Ece Salıcı kimdir?

1986’ da Ankara’da doğdum. Küçüklüğümden itibaren modaya aşık biriydim, bu annemden kaynaklanıyor sanırım. Annem şapkaları, eldivenleri, kürkleri, çizmeleri, her şeyiyle hep dikkat çeken ve giyinmeyi sanata dönüştüren bir kadındı. Bana büyürken hep ilham oldu, beni hep çok şaşırttı. İlgim bu şekilde başladı ve onun sayesinde modayı çok iyi bilen ve araştıran bir çocuk oldum. Her ne kadar Hacettepe Üniversitesinde İktisat okumuş olsam da, bu tutkum beni rahat bırakmadı, ve çocukluk hayalimi gerçekleştirmek üzere Milano’da Istituto Marangoni’de moda tasarımı eğitimi aldım. Bir süre çeşitli yerlerde çalıştıktan sonra Nisan 2011 de kendi atölyemi kurdum. O günden beri durmadan tasarlıyorum, bir yandan kişiye özel tasarımlar yaparken bir yandan da hazır giyim koleksiyonları hazırlıyorum. Tasarımlarımı www.ecesalici.com adresinden online olarak ve Galata’daki Atelier 55’ ten satın alabilirsiniz.

Milano’da yaşamak ve Marangoni gibi önemli bir okuldan mezun olmak hayatında ve vizyonunda neler değiştirdi?

Marangoni, Domenico Dolce, Moschino gibi tasarımcıların mezun olduğu bir okul. Çok prestijli ve köklü bir okul olmasından ötürü, öğrencilerinin bu standardı yakalamasını istiyorlar. Dolayısıyla fazlasıyla disiplinli bir okul. Eğitmenleri gerçekten kendi dallarında çok başarılı ve vizyon sahibi insanlar, öğrencileriyse gerçekten çok yetenekli. Sürekli daha iyi, daha kaliteli ve daha farklı olmak için çalışmak zorundasınız. Milano’nun ve modanın tam kalbinde olması da, en interaktif eğitimi size sağlıyor.

Milano’ da yaşamak ise, başlı başına bir ilham kaynağı zaten. Sokak stili sizi fazlasıyla besliyor, tarihi, kültürü ve terziliğe verilen önem benim bugünkü kalitemi oturtmamda ve bu özeni göstermemde büyük rol oynuyor.

Koleksiyon süreci senin için nasıl geçti?

Bu benim ilk hazır giyim koleksiyonum. Koleksiyon sürecinde çalışan, şehirli ve güçlü kadınları düşündüm hep. Ceket tasarlamayı gerçekten sevdiğimi farkettim ve daha çok bunun üzerine yöneldim. Pek çok ceket alternatifi oluşturdum. Sonra bu ceket ve yelekler için astar alternatifleri buldum, her birinde farklı bir desen astar kullanarak, insanların kendilerini daha da özel hissetmelerini hedefledim. Ben lüksün, bir parçanın dışı kadar, içinin de iyi yapılmış olması demek olduğunu düşünüyorum. Yani iyi bir dikiş ve işçilik, her biri birbirinden farklı kaliteli astarlar vs. Bunların hepsi bu koleksiyonda var. Koleksiyonun devamı da bu ceketlerin etrafında yine her biri bireysel parçalar olarak oluştu. Görücüye çıktıktan sonra aldığım güzel tepkiler ise doğru yolda olduğumu gösterdi bana. 

Tasarımlarında nelerden ilham alıyorsun?

Ben kendimi daha çok bir hazır giyim tasarımcısı olarak görüyorum aslında. Hazır giyimi çok seviyorum çünkü daha yaşayan ve dinamik tasarımlar çıkıyor ortaya, dolayısıyla herhalde en büyük ilhamımı sokak modasından alıyorum. Bunun dışında ünlü modaevlerinin arşivleri, kitaplar, fotoğraflar, sinema, seyahatlerim herşey bana ilham veriyor.

Senin tasarımlarını tercih eden kadınların karakterleri,stilleri nasıl olmalı sence?

Öncelikle benim stilim biraz daha maskulen bir stil. Bu koleksiyonda da gotik detayları olan maskülen parçalar var. Benim tasarımlarımı tercih eden kadınlar, tasarımı detaylarda arayan, trendleri takip etmekten çok, kişisel bir stil yaratma kaygısı olan, çalışan, güçlü kadınlar olmalı. 

Tasarımlarını üzerinde görmek istediğin ünlü isimler var mı?

Olmaz mı?! J Türkiye’de Tuğçe Kazaz, Nebahat Çehre, Tuba Ünsal, Ezgi Kramer, Hande Ataizi. Yurt dışında ise Mary-Kate ve Ashley Olsen, Giovanna Battaglia, Blake Lively, Sarah Jessica Parker, Sienna Miller, Beyonce, yenilerden Emma Stone.

Peki Ece’nin dolabı nasıldır, stilini en iyi yansıtan parçalar neler?

Ben çok özenli bir görüntüyü sevmiyorum aslında. Çok düşünmeden giyindiğimde her zaman daha iyi göründüğümü ve kendi stilimi daha iyi yansıttığımı düşünüyorum. Biraz daha maskülen bir stilim var diyebilirim. Yüksek bel pantolonlar, ceketler dolabımda en çok olanlar. Bu sezon her yerde olan kısa motorcu botları, ve bilekten olan maskülen botlar yine favorilerim arasında. Deri detaylı parçaları, tüy detayını ve gotik tarzı beğeniyorum. Son zamanlarda ise ton sur ton giyinmeyi seviyorum. 

Türkiye’yi moda konusunda nerede görüyorsun?

Türkiye’nin moda konusunda inanılmaz bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Öncelikle en iyi ve en kaliteli ustaların ve üretimin bizim ülkemizde olduğunu düşünüyorum. Eskiden yalnızca yabancı ve ünlü tasarımcıların ürünlerini tercih eden bayanların, artık genç Türk tasarımcılarını da tercih etmeye başladığını görüyoruz, tabi yine de yeterli değil ama ileride bunun daha da gelişeceğine inanıyorum. Bütün bunlarda sosyal medyanın, Türk bloggerların, dizilerin, stil danışmanlarının, yeni yeni oluşan butiklerin yani bu yeni sistemin etkisi var tabi. Artık çok daha bilgili, üretken ve seçici bir nesil var. Bu yeni nesil sadece bir isme para vermektense, araştırıp yeni yetenekleri, kaliteli yeni tasarımcıları bulmayı başarıyor. 

Favori tasarımcıların kimler ?

Yerli tasarımcılar, Zeynep Tosun, Ümit Benan ve Arzu Kaprol. Yabancılar ise tabiki Riccardo Tisci, Nicolas Ghesquiere, Dries Van Noten, Phillip Lim, ve Proenza Schouler’in tasarımcıları Jack McCollough ve Lazaro Hernandez.

Yeni projelerden, hedeflerden bahsedelim birazda Ece Salıcı’nın planları neler?

Şu an yeni koleksiyon hazırlıklarına devam ediyorum. Yakın bir zamanda İstanbul’da farklı satış noktaları olacak. Bunun dışında Ankara’da kendi mağazamı açmayı planlıyorum. Uzun vadeli hedeflerim ise bütün tasarımcılar gibi ben de ismimi daha fazla duyurmak, markalaşmak ve yurt dışında satış noktalarım olsun istiyorum.




Yazarın Son Yazıları
-25th Hour Lingerie

-Bir Ağaç

-Sokak Modası Karlar Altında

-Floransa`da son gece - Gucci Müzesi

-Blues Festivali`nin Ardından

-Shourouk`un yeni isimleri

-Rodrigo Otazu`nun Yıldızlar Geçidi

-Kese Kağıdı artık bir Lüks


YAZARLAR



Yazarın En Çok Okunan Yazıları
-İnci Denizel - "Arzu Nesnesi" takıların tasarımcısı

-The Italian Job

-Les Benjamins

-Zamansız Tasarımlara Taze Kan : Ece Salıcı

-25th Hour Lingerie

-Milano`nun Maskülen Yanı

-Sokak Modası Karlar Altında

-Ayakkabı Sanatı : Ivan Crivellaro


Size daha iyi hizmet verebilmemiz için sitemizde çerezler kullanılmaktadır. Giriş yaptığınız andan itibaren çerez kullanımını kabul etmiş sayılacaksınız.  Detaylı bilgi için tıklayın...
 X