Ana SayfaYazarlarMoskova Zamanı...

Moskova Zamanı…

12. yüzyıldan beri varlığını Moskova nehrinin yakasında sürdüren, tarih sayfalarında monarşik, komünist ve demokratik devlet yapıları ile iz bırakmış, dünyanın en yoğun işleyen metro hatlarından birine sahip, sanatın her dalında özgün eserlere imza atmış realist Rus sanatçıların şehri, Rusya Federasyonu’nun başkenti Moskova’dayız.

Mevsimlerden ilkbahar. Geniş bulvarlar, yemyeşil parklar, içinizi ısıtan bir güneş, sokaklarda hızla ilerleyen insanlar, metrolarda mütemadiyen kitap ve dergi okuyan bir nüfus, mesafeli ama sıcak bir merhaba ile şehre adımımızı atıyoruz. İlk durak Bolşoy Tiyatrosu. Nikolai Rimsky-Korsakov’un 1899’da bestelediği Tsar’s Bride (Çar’ın Gelini) isimli operasını izlemek için sanata hürmetini ve müteşekkirliğini zarafeti ve alkışları ile muhteşem bir uyum içerisinde yansıtan izleyicilerle birlikte tiyatrodaki yerimizi alıyoruz. Üstelik internette okuduğumuz el yakan bilet fiyatlarının aksine, tiyatro girişinden son dakikada alınmış biletler ile iki kişi yalnızca 100 Ruple’ye girdiğimiz (2,5 Euro) inanılmaz etkileyici bir opera sahnesindeyiz. Realist Rus edebiyatının müziksel devrimi ile yorumlanan dört perdelik eser iyinin kötülüğünü, kötünün iyiliğini tüm şeffaflığı ile yansıtan gerçek bir drama. İşte o an Moskova’ya hoş geldin diyorum kendi kendime.
Pek çok farklı şehirde olduğu gibi, Moskova’yı da en iyi tanıyabilmek için toplu taşıma araçları ve yürüyüş en güzel ulaşım çözümleri. Sanırım hayatımda gördüğüm en hızlı metro hatlarından birine sahip bu şehirde sokaklarda gezerken ve toplu taşıma araçlarını kullanırken en çok dikkatimizi çeken detay ise şehrin temizliği ve bakımı oluyor.
Kiril alfabesi ve limitli İngilizce tabelaları ile mücadele etmek için en büyük öneri gitmeden önce veya gidiş uçağında alfabeye biraz da olsa göz atmanız olacaktır. Okunduğu gibi yazılan Rusça sokak ve cadde isimleri, metro durakları vb kelimeler gözünüzü korkutmasın, harf harf ilerlediğinizde sonuca varıyorsunuz 🙂
Tarih boyunca idamlar, mitingler ve gösterilere ev sahipliği yapmış Kızıl Meydan ve Rusya’nın farklı rejimlerdeki yönetim kalesi Kremlin’i tamamladıktan sonra yaşayan Moskova’nın sokaklarına bırakıyoruz kendimizi.
Hayat işte şimdi başlıyor. Moskova nehri üzerinde yapılan nehir turlarından birini alarak şehrin silüetini belirleyen önemli yapıları inceleme fırsatı elde edebilirsiniz. Bunlardan bir tanesi başkent Moskova`nın sembollerinden olan ve şehrin yedi kız kardeşleri olarak tanınan Stalin gökdelenleri. 1947-1953 yıllarında şehrin yedi ayrı noktasında Moskova’nın 800üncü yılı anısına inşa edilen 7 gökdelenin 8’incisi ise mimari planının Stalin tarafından zamanında Sovyet işgalindeki Polonya’ya armağan edilmesi ile bugün Varşova sokaklarındaki en yüksek bina olarak yerini alıyor.
İlki Kremlin sarayının hemen doğusunda Kotelnicheskaya Naberezhnaya 1/15’e inşa edilen ve şehrin silüetinde modernizmin simgeleri olarak göze çarpan gotik ceketli dev binalar Rus barok ve gotik mimari tarzında oluşturuluyor. Yedi gökdelenden diğer altısı Krasniye Varota İdari Binası, Hotel Ukrayna, Hotel Leningradskaya, Dışişleri Bakanlığı, Moskova Devlet Üniversitesi ve Kudrinskaya konutu olarak hizmet vermeyi sürdürüyor.
Moskova şehrinde arabayla gezdiğinizde ise fark ediyorsunuz ki şehir 3 büyük halkadan oluşuyor, ilk halka Kremlin sarayı ve çevresini kapsıyor, daha sonra ikinci ve üçüncü halkalar Moskova’nın yaşam alanlarını yaratan semtleri oluşturuyor. Şehir sakinleri ve şehrin belediyesi üçüncü halkanın dışında kalan yerleşim yerlerine ise artık Moskova demiyor. “Altın Halka” (Golden Ring) olarak da bilinen ikinci halkanın iç kısımları akşam yemekleri, gece hayatı, gezilmesi gereken sokaklar ve müzeler için başvurmanızın önerileceği adreslerle dolu.
Bu adreslerden bir tanesi ünlü Fransız yorumcu Gilbert Bécaud’nun 1960’larda yazdığı ve söylediği meşhur parçası “Natalie”nin etkisiyle üne kavuşan Café Pushkin. Tverskoy bulvarında geleneksel Rus mutfağından leziz yemekler tadabileceğiniz, oldukça pahalı ama bir o kadar da ambiyansı ile sizi etkilemeyi başarabilen özel bir restoran. Geçmişten bir ecza dükkanı, günümüze yansıyan bir pazarlama ve işletme başarısı.. Bécaud’nun Natalie parçasında şairane bir dille yarattığı Café Pushkin fikri, parçanın zaman içerisinde başarı sağlaması ve insanların Café Pushkin denilen mekanı görmek için şehre gelmeleri ile bir işletme uzmanının dikkatini çeker. Gözden kaçırılamayacak bu özel talebi mekanın kurucusu 1960’ların başında başarılı bir eczane olarak var olan dükkanı nostaljik iç yapısını koruyarak renove eder ve bugün Moskova’nın en popüler ve pahalı restoranlarından biri olan Café Pushkin’i yaratır. Moskova’nın en çarpıcı restoranlarından biri olduğunu söyleyebileceğim Café Pushkin’i  görmenizi tavsiye ederim.
Café Pushkin’in üzerinde bulunduğu Tverskoy Bulvarı daha pek çok enteresan mekanı çevresinde barındırıyor. Bu civarda görülmesi önerilebilecek daha pek çok farklı alternatif mevcut.
Jean Jacques Café.. Nikitsy Bulvar’ı üzerindeki bu küçük cafe/restoranda Rus-Fransız mutfaklarından derlenmiş leziz alternatiflerle karşılaşabilir, keyifli bir akşamüstü kadeh şarabınızla bu tatlara eşlik edebilirsiniz.
Goodman Steakhouse, Tverskoy bulvarı üzerinde et severler için kesinlikle uğranılması gereken başarılı bir formül. Menüde hangi etin hangi tahıl ile beslenerek yetiştirildiğine kadar her tür detayı bulabildiğiniz bu özel mekanda tek yapmanız gereken yemeğinizin keyfini çıkarmak.
Batı kültürü istemiyorum, Rusya’ya gelmişken civar ülkelerin damak zevklerinden de tatmayı tercih ederim” derseniz şayet, Kitay Gorot mahallesinde yer alan Uryuk Özbek restoranı bu merakınızı giderebilecek özgün adreslerden bir tanesi. Etli erişteli “langman çorbası” ve Türk mutfağının talaş böreğini andıran “samsa” böreği etli yemeklerden zevk alanlar için uygun bir alternatif.
Moskova’da şehrin dinamiklerini gözlemleyebildiğiniz iki keyifli yaya yolunu atlamamızı öneririm. Biri Dostoyevski romanlarının başkahramanlarından sayılabilecek şehrin en eski ve en renkli sokaklarından bir tanesi olan Arbat Sokağı (Arbatskaya). 15. Yüzyıldan beri Rusya’nın başkentinde varlığını sürdüren Arbat Sokağı Napoleon’un Moskova’yı işgal dönemlerinde neredeyse yerle bir olma tehlikesi geçirse de soyluluğunu korumuş, günümüze kadar pek çok sanatçı ve akademisyene ev sahipliği yapmıştır. İlgiyle gezilebilecek bir diğer yaya yolu ise Tsverskaya’yı kesen sokaklardan bir tanesi olan Kamergersky Preulok. Moskova’nın en kısa yaya yolu olarak da bilinen Kamergersky, eskinin tiyatro sokağı ve bohem mahallesi olarak yer etmiş, bugün ise sempatik sokak kafelerinin ev sahipliği yaptığı nezih bir ambiyans ile hizmet sunuyor.
Tüm şehri karış karış gezdiniz, nehir turlarını aldınız, kafe, restoran ve parklarda şehri doyasıya içinize çektiniz. Artık kendinizden de bir parça bulduğunuz bu görkemli şehirde üretilen eşsiz realist resim ve heykellerini görmenin tam zamanı. Devlet Tretyakov Galerisi (State Tretyakov Gallery) Rus sanat tarihini oldukça kapsamlı bir koleksiyon ile sergileyen başarılı bir müze. Rus bir tüccar olan Pavel Tretyakov tarafından temelleri atılan galerinin ilk eserlerini Tretyakov’un kişisel koleksionu oluşturuyor. Daha sonra devletin desteği ile kapsamı bugünkü sınırlarına ulaşan müzede Rus sanatçılar tarafından üretilmiş 160.000’ın üstünde resim ve modern sanat objelerini incelemeniz mümkün. (Metro Tretyakovskaya)

4 günlük bir Moskova turunun sonuna geldik.. Tarih, sanat, kültür, değişim ve geçmişten bugüne yaşadığı anıların izlerini taşıyan gerçek bir şehirle vedalaşma vakti geldi. Mesafeli ama sıcak bir merhaba ile karşılayan şehir, şimdi de içten ama olgun tavrıyla bizi uğurluyor. Bu güzel ev sahipliğinin karşılığı olarak söylenebilecek fazla söz yok, “Spasiba” diyerek bu keyifli seyahat ve kültür turu için Moskova’ya teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Gilbert Bécaud," Natalie" için tıklayın:

 www.youtube.com/watch

INSTAGRAM

SOSYAL MEDYADA BİZ

58,698BeğenenlerBeğen
50,163TakipçilerTakip Et
879TakipçilerTakip Et
6,728TakipçilerTakip Et
1,569AboneAbone Ol

TAROT FALI